İçeriğe geç

1 dakika okuma

Kaygı neden kaçındıkça büyüyor

Kaygıyı azaltmak için yaptığımız şeylerin çoğu kısa vadede rahatlatır, uzun vadede kaygıyı besler. Bu döngünün nasıl işlediğine bakalım.

Kaygı hissettiğimizde en doğal tepki kaçınmaktır. Kalabalık bir ortamda huzursuz olan biri davete gitmez, panik atak yaşamış biri araba kullanmaz, sunumda zorlanan biri toplantıyı erteler. Her seferinde kısa süreli bir rahatlama gelir.

Sorun tam olarak burada başlar. Kaçındığımız her durum, sinir sistemine “burası gerçekten tehlikeliydi ve kaçtığım için iyi oldu” bilgisini gönderir. Bir sonraki sefer kaygı biraz daha erken ve biraz daha güçlü gelir. Zamanla kaçınılan durumların listesi uzar ve yaşam alanı daralır.

Bu döngüyü kırmanın yolu kişiyi zorlamak değildir. Kademeli olarak ve kişinin kendi hızında, önce daha düşük yoğunluklu durumlarla temas kurmaktır. Bunun yanında bedensel gerginliği düzenleyen nefes ve gevşeme çalışmaları süreci taşınabilir kılar.

Danışanlarla çalışırken önce kaygının hangi durumlarda yükseldiğini ve o anda zihinden hangi düşüncelerin geçtiğini haritalandırıyoruz. Bu harita çıktığında kaygı çoğu zaman daha anlaşılır ve daha yönetilebilir hâle geliyor.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve tanı veya tedavi yerine geçmez. Kendiniz için destek almayı düşünüyorsanız bir uzmanla görüşmenizi öneririm.

Bu konuda destek almayı düşünüyor musunuz?

Hatay'da yüz yüze veya online görüşme seçenekleri hakkında bilgi almak için iletişime geçebilirsiniz.

Görüşme talebi oluştur